Başlamak başarının yarısıdır düşüncesiyle bir blog oluşturdum. Bundan böyle burada güncel olaylar hakkında görüşlerimi yansıtmayı düşünüyorum.
15 Haziran 2010 Salı
14 Nisan 2010 Çarşamba
Atatürkçü düşünce derneği.
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün düşüncelerini
toplumumuza öğretmek amacıyla oluşturulmuş, gerçek
Atatürkçü kişilerin içinde bulunduğu dernek.
Ülkemizin bu günkü durumuna bakacak olursak,
Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarının kol gezdiğini görüyoruz.
Her kurumda örgütlenmiş durumdalar.
Atatürk hakkında karalama kampanyası
yapmakta olan bu kuklalar la ancak Atatürkçü
düşünce derneği bünyesinde birleşip ağızlarının payını
verebiliriz.
Atatürkün gençliğe hitabesindeki dahili bedhahlarla (kötülük isteyen)
mücadele, Türk gençliğinin birinci ve
asli görevi olmalıdır.
toplumumuza öğretmek amacıyla oluşturulmuş, gerçek
Atatürkçü kişilerin içinde bulunduğu dernek.
Ülkemizin bu günkü durumuna bakacak olursak,
Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarının kol gezdiğini görüyoruz.
Her kurumda örgütlenmiş durumdalar.
Atatürk hakkında karalama kampanyası
yapmakta olan bu kuklalar la ancak Atatürkçü
düşünce derneği bünyesinde birleşip ağızlarının payını
verebiliriz.
Atatürkün gençliğe hitabesindeki dahili bedhahlarla (kötülük isteyen)
mücadele, Türk gençliğinin birinci ve
asli görevi olmalıdır.
Atatürkü tanrılaştırdılar diyenler yanıt.
.Atatürk tanrılaştırılmadı.
Atatürk'ün yaptığı devrimleri içlerine sindiremeyenler,
Atatürk'e bir nefret oluşturma amacıyla böyle bir söylemi
milletimize empoze ediyorlar.
Bütün dünya milletlerinin
Atatürk hakkındaki söylemleri açık seçik ortada o bir
dahidir o türk milletinin çıkardığı en üstün insandır.
O kısa ömründe, büyük işler başarmış, büyük insana,
her Türküm diyen saygılıdır.
Saygı göstermeyen, sevmeyenlerinde olduğunu ne yazık ki
görüyoruz, okuyoruz.
İşte bunlar siz Atatürkü tanrılaştırdınız diyorlar. Amaçları
bellidir. O büyük insanı sevmeyenler ve hatta nefret
edenler şunu akıllarının bir köşesin de devamlı canlı
tutsunlar.
Biz Atatürkü sevenler yeminliyiz, kanımızın son
damlasına kadar, yaşamımızdaki son nefesimize kadar onu
seveceğiz. Onun bu millet için öngördüğü idealleri canlı
tutacağız ve hep tekrar edeceğiz ne mutlu Türküm diyene.
bizleri araplaşmaktan kurtardığı için minnettarız sana
büyük Atatürk.
Atatürk'ün yaptığı devrimleri içlerine sindiremeyenler,
Atatürk'e bir nefret oluşturma amacıyla böyle bir söylemi
milletimize empoze ediyorlar.
Bütün dünya milletlerinin
Atatürk hakkındaki söylemleri açık seçik ortada o bir
dahidir o türk milletinin çıkardığı en üstün insandır.
O kısa ömründe, büyük işler başarmış, büyük insana,
her Türküm diyen saygılıdır.
Saygı göstermeyen, sevmeyenlerinde olduğunu ne yazık ki
görüyoruz, okuyoruz.
İşte bunlar siz Atatürkü tanrılaştırdınız diyorlar. Amaçları
bellidir. O büyük insanı sevmeyenler ve hatta nefret
edenler şunu akıllarının bir köşesin de devamlı canlı
tutsunlar.
Biz Atatürkü sevenler yeminliyiz, kanımızın son
damlasına kadar, yaşamımızdaki son nefesimize kadar onu
seveceğiz. Onun bu millet için öngördüğü idealleri canlı
tutacağız ve hep tekrar edeceğiz ne mutlu Türküm diyene.
bizleri araplaşmaktan kurtardığı için minnettarız sana
büyük Atatürk.
9 Nisan 2010 Cuma
Gece
Kömür gibi kara kapkara bir gece, gökyüzü ise geceden de kara..
Sen ve ben..
Önümüzde karanlık bir gece üç saatlık uzuuun bir yol..
Neler konuştuk neleer!! Neler düşündük neler istedik.. Ve neler hayal ettik hatırlıyormusun? Hepsini teker teker hatırlıyorum ben. Afrikanın kuzey sahilleri ikimizi de cezbediyordu.Mısırdan başlayıp Libya, Tunus, Cezayir ,Fas ve Cebelitarık boğazını geçip Avrupaya geçmekti amacımız.
Bir arkadaşımız bize yardımcı olacağını yazmıştı. Ona gidiyorduk cebimizdeki son paramızla benzin alıp yola koyulmuştuk seninle.
Ne yazık ki benzinimiz yetmedi sebebide sendin bu olayın. Haydi yürü bakalım bu soğukta bu yağmurlu kapkara gece de üç saat yolu..Son paramızla bira sigara almasaydın şimdi bu kapkaranlık gecenin ortasın da sen ve ben yapayalnız sırılsıklam kapkara kalmazdık.
Sabaha karşı arkadaşımızın kapısını çalarken başını omuzuma koymuş ayakta uyuyordun. O an seni ve bütün hatalarını affetim canım dostum benim..
Arkadaşımız uyku sersemi kapıyı açıp bizi karşısında o perişan halimizle görünce..
Ooo sabah kuşları hoş gelmişler ama boş gelmişler ne oldu sizlere böyle arabanız nerde diye sorarken, sen onu itip içeri koşarak kanapeye kendini öyle bir attın ki arkandan biz gülmeye başlamıştık bile.
Sen ve ben..
Önümüzde karanlık bir gece üç saatlık uzuuun bir yol..
Neler konuştuk neleer!! Neler düşündük neler istedik.. Ve neler hayal ettik hatırlıyormusun? Hepsini teker teker hatırlıyorum ben. Afrikanın kuzey sahilleri ikimizi de cezbediyordu.Mısırdan başlayıp Libya, Tunus, Cezayir ,Fas ve Cebelitarık boğazını geçip Avrupaya geçmekti amacımız.
Bir arkadaşımız bize yardımcı olacağını yazmıştı. Ona gidiyorduk cebimizdeki son paramızla benzin alıp yola koyulmuştuk seninle.
Ne yazık ki benzinimiz yetmedi sebebide sendin bu olayın. Haydi yürü bakalım bu soğukta bu yağmurlu kapkara gece de üç saat yolu..Son paramızla bira sigara almasaydın şimdi bu kapkaranlık gecenin ortasın da sen ve ben yapayalnız sırılsıklam kapkara kalmazdık.
Sabaha karşı arkadaşımızın kapısını çalarken başını omuzuma koymuş ayakta uyuyordun. O an seni ve bütün hatalarını affetim canım dostum benim..
Arkadaşımız uyku sersemi kapıyı açıp bizi karşısında o perişan halimizle görünce..
Ooo sabah kuşları hoş gelmişler ama boş gelmişler ne oldu sizlere böyle arabanız nerde diye sorarken, sen onu itip içeri koşarak kanapeye kendini öyle bir attın ki arkandan biz gülmeye başlamıştık bile.
8 Nisan 2010 Perşembe
Bir Zamanlar.
Bir zamanlar,
Bu koca dünya'da.
El ele tutuşan
Vee
Kırlarda, bahçeler'de
Gezip dolaşan,
Sevişen, öpüşen..
Sen ve ben.
Şimdi mutfakta,
Sulu köfte yapıp
Yatak odamız'da
Yatıp,
Veee
Sevişerek
Çocuk
Üretip
İnsanlığa
Katkı sağlayarak
Yaşayıp gidiyoruz,
Bu koca dünyada.
Benhur Uçuk
Bu koca dünya'da.
El ele tutuşan
Vee
Kırlarda, bahçeler'de
Gezip dolaşan,
Sevişen, öpüşen..
Sen ve ben.
Şimdi mutfakta,
Sulu köfte yapıp
Yatak odamız'da
Yatıp,
Veee
Sevişerek
Çocuk
Üretip
İnsanlığa
Katkı sağlayarak
Yaşayıp gidiyoruz,
Bu koca dünyada.
Benhur Uçuk
18 Mart 2010 Perşembe
Hayatınız seçtiğiniz kadındır.
.
Zevkli bir kadına rastlarsanız, ZEVKiNiZ,
bilgili bir kadına rastlarsanız BiLGiNiZ,
zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.
Hayat kat kattır.
Babil'in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve
bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.
Ve bugün durduğunuz teras ,
seyrettiğiniz manzara,
gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve
hayatıdır.
Hayatınız seçtiğiniz kadındır.
Zevkli bir kadına rastlarsanız, ZEVKiNiZ,
bilgili bir kadına rastlarsanız BiLGiNiZ,
zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.
Hayat kat kattır.
Babil'in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve
bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.
Ve bugün durduğunuz teras ,
seyrettiğiniz manzara,
gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve
hayatıdır.
Hayatınız seçtiğiniz kadındır.
Çanakkale Zaferi
Yıl 1915 dönemin güçlü donanmaları olan ingiliz ve fransız
donanmaları, Çanakkaleyi geçip İstanbulu işgal etmek
niyetindeler. Osmanlı savunma ordusunu Alman general
Otto Liman von Sanders tarafından yönetilmektedir.
Mustafa Kemal ordu kumandanı olarak anafartalarda
düşman ordusunu geri püskürtmüştür.
Bu bir zaferdir, bu zafer İngiltere de hükümet düşmesine
sebep olmuştur. Y ıl 1918 Osmanlı ordusu silah bırakıp
teslim olmuş, savaşarak Çanakkaleyi geçemeyen düşman
donanması ellerini kollarını sallayarak Çanakkaleyi geçerek
Dolmabahçe sarayının önünde toplarını saraya doğru
çevirmesi ile vatanı savunmak amacıyla Çanakkale'de
şehit olan binlerce Mehmetciğimizin kemikleri
sızlamamışmıdır?
donanmaları, Çanakkaleyi geçip İstanbulu işgal etmek
niyetindeler. Osmanlı savunma ordusunu Alman general
Otto Liman von Sanders tarafından yönetilmektedir.
Mustafa Kemal ordu kumandanı olarak anafartalarda
düşman ordusunu geri püskürtmüştür.
Bu bir zaferdir, bu zafer İngiltere de hükümet düşmesine
sebep olmuştur. Y ıl 1918 Osmanlı ordusu silah bırakıp
teslim olmuş, savaşarak Çanakkaleyi geçemeyen düşman
donanması ellerini kollarını sallayarak Çanakkaleyi geçerek
Dolmabahçe sarayının önünde toplarını saraya doğru
çevirmesi ile vatanı savunmak amacıyla Çanakkale'de
şehit olan binlerce Mehmetciğimizin kemikleri
sızlamamışmıdır?
16 Mart 2010 Salı
Kaderciler..
Kadere inanmak!! İnsan yaşamında, olabileceklerin tümünün önceden programlanmış olduğuna inananlar..
Kaderciliği insan beyninin fonksiyonlarını inkar etmek
olarak algılıyorum... Kadermi? Facebook sitesinde bir çok
insan ile tanışıp yazışmamız.. Yoksa düşünerek aldığımız bir
kararmı?
Kadercilik, dünyada ve insan hayatında her şeyin önceden
çizilmiş bir felsefi görüş, olduğunu düşünenler, antik
mitolojide yaygın bu görüşün bu gün dahi geçerli olması
insan oğlunun yani bizlerin, sahip olduğumuz
beyinlerimizin ikinci planda kaldığını göstermiyormu?
Şu iletişimi kurabilen bizler bunu neye borçluyuz? Kaderemi
yoksa insan beyninin yaratıcılığına'mı?
Çok eskiye gitmemize gerek yok iki yüz yıl evvel yaşamış
insanlar ile bu günün insanını karşılaştırırsak kaderciliği
benimsemiş o günün insanı, pasifliğe ve şartlara sessiz ve
sedasız boyun eğmeye yönlendirilmiştir. Ne yazık ki beynin
işlevi yok sayılmıştır. İnsanlık; yani beyin düşünerek bu
güne ulaşabilmiştir. Bunuda, yetişkin ve eğitim görmüş insan
kolaylıkla tespit edebilmelidir. Eğer beynini kullanmayı
bilyorsa.
Kaderciliği insan beyninin fonksiyonlarını inkar etmek
olarak algılıyorum... Kadermi? Facebook sitesinde bir çok
insan ile tanışıp yazışmamız.. Yoksa düşünerek aldığımız bir
kararmı?
Kadercilik, dünyada ve insan hayatında her şeyin önceden
çizilmiş bir felsefi görüş, olduğunu düşünenler, antik
mitolojide yaygın bu görüşün bu gün dahi geçerli olması
insan oğlunun yani bizlerin, sahip olduğumuz
beyinlerimizin ikinci planda kaldığını göstermiyormu?
Şu iletişimi kurabilen bizler bunu neye borçluyuz? Kaderemi
yoksa insan beyninin yaratıcılığına'mı?
Çok eskiye gitmemize gerek yok iki yüz yıl evvel yaşamış
insanlar ile bu günün insanını karşılaştırırsak kaderciliği
benimsemiş o günün insanı, pasifliğe ve şartlara sessiz ve
sedasız boyun eğmeye yönlendirilmiştir. Ne yazık ki beynin
işlevi yok sayılmıştır. İnsanlık; yani beyin düşünerek bu
güne ulaşabilmiştir. Bunuda, yetişkin ve eğitim görmüş insan
kolaylıkla tespit edebilmelidir. Eğer beynini kullanmayı
bilyorsa.
3 Mart 2010 Çarşamba
Türkçenin yozlaşması
Konuşulan ve yazılan Türkçeye baktığımız zaman yozlaşma
başlamış.
Daha da eskidir bu yozlaşma ki, bunu fark eden
Karaman oğlu Mehmet bey divanda, dergahta, bargahta,
mecliste, meydanda Türkçe konuşulacak, bildirgesi
dilimizin yozlaşıp, Arap ve Acem dilinin hakimiyeti altına
girdiğini görmesidir.
Ne yazık ki Osmanlı bu bildirgeyi duymamış bile.
"Karaman oğulları Osmanlıyı çok uğraştırmıştır egemenliğine alabilmek için".
Osmanlı bir dil oluşturmuş Arap, Acem ve Türkçe karışımı. Öyleki, saraydan yayınlanan bir ferman'ı Osmanlı vatandaşının algılaması olanaksızdı.. (Bakınız 1839 tanzimat ferman'ı 1856 ıslahat ferman'ı) Bu günkü siyasetçilerimizin yaptıkları konuşmaları da dinleyen seçicilerin çoğunun siyasilerin konuştuklarını anlamadıklarını tespit etmek zor değil..
Padişah isimleri dahi Araplaşmış.(Abdülhamit, Abdülmecit, Abdülaziz)
Ne dilimiz'de nede isimlerimiz'de Türklük kalmamış.
Fransızlar'la biraz yakınlık kurmuşuz Fransızca kelimeleri
dilimize sokmuşuz. Almanlar'dan, İngilizlerden alınan
kelimelerle Türkçe olmuş çorba.. Bu gün dahi Osmanlıca ve yabancı
kelimeler kullanılıyor ise, sorumlular en başta Türk dil
kurumu, edebiyatçılar ve eğitimcilerdir.
Padişah isimleri dahi Araplaşmış.(Abdülhamit, Abdülmecit, Abdülaziz)
Ne dilimiz'de nede isimlerimiz'de Türklük kalmamış.
Fransızlar'la biraz yakınlık kurmuşuz Fransızca kelimeleri
dilimize sokmuşuz. Almanlar'dan, İngilizlerden alınan
kelimelerle Türkçe olmuş çorba.. Bu gün dahi Osmanlıca ve yabancı
kelimeler kullanılıyor ise, sorumlular en başta Türk dil
kurumu, edebiyatçılar ve eğitimcilerdir.
2 Şubat 2010 Salı
İlk görüşte aşk
Bir bakış bir tebessüm, yeterli olabiliyor. Kalabalık bir ortamda tanımadığınız bir çift gözün, sizi izlediğini hissediyor, bakışlarınızın karşılaşması ile oluşan duygu yoğunluğu aşkın başladığının göstergesidir. Bir an bocalama, ne yapacağını şaşırma aşamasından sonra, tanışmalıyım düşüncesi ile atağa geçip tanışma fırsatı yaratılır. İşte budur ilk görüşte aşkın başlangıcı. Devamlı görme ve sesini duyma arzuları en belirgin göstergesidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
