17 Mayıs 2012 Perşembe

SEN ŞİMDİ

Sen şimdi benden çok uzaklarda
Ben özlem doluyum buralarda
Yalnızlığımı yaşıyorum hatıralarda
Yokluğunu hissediyorum her anımda
Bekleyeceğim seni her akşamda
Kavuşmak umudum kalmasa'da
Sen beni çoktan unutmuş olsan'da
Sevgi dolu sözlerin hep aklım'da..




Benhur Uçuk



10 Mayıs 2012 Perşembe

KARMA KARIŞIK

Böylemi olmalıydı hayat
Her şey karmakarışık
Düzenim kalmamış
Bahçem darmadağınık
Gecem gündüzüm karışık
Hayatım olmuş karmakarışık.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

VAN KEDİSİ


Turkish Van Cat (The One)Van KedisiTurkish Van Cat (The One)Türkiye’de kedilerden bahsederken ilk akla gelen türlerin başında gelir Van kedisi: Cana yakınlığı, beyaz, ipeksi kürkü, aslan yürüyüşü, tilki kuyruğuna benzeyen uzun ve kabarık kuyruğu, değişik göz renkleri ve suya olan düşkünlüğü ile. Van Kedisi, dünya üzerinde melezleşmeyen, saflığını koruyabilmiş canlıların başında gelir. Bu özelliği onu, hem kedi dünyasının hem de diğer canlıların yıldızı haline getirir. 

Anadolu’ya tam olarak ne zaman ve nasıl geldiği bilinmeyen Van kedileri, diğer canlılarda olduğu gibi bulunduğu bölgenin şartlarına ayak uydurdular. Türkiye’nin en yüksek dağlarının bulunduğu Doğu Anadolu bölgesindeki yüksek sıcaklık farklarına kürkleri sayesinde kolayca ayak uydurabilir Van kedileri. Yılda en az 6 ay karlarla kaplı bu bölgede uzun tüyleriyle kar ve soğuktan korunurken, yazın birden ısınan hava nedeniyle tüylerini dökerek Van Gölü’nün ılıman iklimine uyum sağlarlar. Ancak yaygın olan yanlış bir inanış vardır ki, o da bu kalın kürkü nedeniyle Van kedilerinin üşümediğidir. Halbuki, kediler, kürkleri kalın olmasına rağmen soğuktan etkilenir ve üşürler.

Van kedilerinin diğer kedilerden ayrılan ilginç bir özelliği vardır. Bu kediler suyu çok severler ve yüzerler. Eğer suya doğru gidiyorsa, bu zorunluluktan değil, sadece zevktendir. Özellikle ılık ve sığ sularda yüzmeyi seven Van kedileri, evlerde musluktan damlayan sulara pati atar ya da banyoda size eşlik eder.

KİMSELER KALMADI

Suskunluğa düştüm kimseler kalmadı
Ne söylediysem kimse beni anlamadı
Özledim gidenleri, gel artık diyen olmadı
Ben böyle düşünürken, kapının zili çaldı..


Benhur Uçuk



28 Nisan 2012 Cumartesi

İSTANBUL

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.





ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

YOKLUĞUN

Yokluğun da acı duymadan yaşıyorum
Birlikte geçen gecelerimizi unutmuşum
Sensiz geçen günleri artık aramıyorum
Unuttuğum anılarımız da kaybolmuşum..


Benhur Uçuk

25 Nisan 2012 Çarşamba

İLK AŞK

İlk aşkım çok gerilerde kaldı
Yıllar içinde bir kez aramadı
Son aşkım derin yaralar açtı
Acılar verdi yüreğimi dağladı.

Benhur Uçu
k

21 Nisan 2012 Cumartesi

MASAL

Masallar dünyasında 
geçti çocukluğumuz
Korku ve heyecanla 
dinlerdi çoğumuz
Masal kahramanları olurduk 
gece uykularımızda
Sonsuzluğunda kaybolurduk
Korku dolu masallarımızda..

Benhur Uçuk


18 Nisan 2012 Çarşamba

ELLİSİNDEN SONRA YAPAMADIĞIN BİR ŞEY...

İnsan 50 yaşından sonra arkadaş yapamıyor kendine. 
Koca yapıyor, karı yapıyor, çocuk yapıyor, arkadaş yapamıyor. 
Yapsa da eskiler gibi olmuyor. Halbuki uykuya dalar gibi 
arkadaş olurduk okuldayken. Arkadaş olmak için yaratılmış gibiydik. 
Bir hafta içinde böbrek verecek hale gelirdik. 
Neden olmuyor bu işler 50'sinden sonra? 
Neden olamıyor?


Oysa o ne güzel bir iştah, o ne güzel bir açlıktı.. 
Herkes herkese açtı. Seçer, bulur buluştururduk "
ruh ikizlerimizi." 
Ne de çok ruhdaşımız vardı. Hiç açıkta kaldığımı 
hatırlamıyorum. Ruhumun güzel bir ikizi mutlaka 
olurdu yanı başımda. Ölümüne sevdiğim, uğrunda 
her şeyi göze alabileceğim, her şeyiyle güzel, her 
şeyiyle doğru, her şeyiyle kabul ettiğim.. 
Basbayağı bir aşkla bağlı olduğum..


Şimdi ne zor. Herkes kapalı kutu. 
Herkes kapanmış, kaplumbağa olmuş. Bir kahve içimi 
zorlu randevulara bakıyor. Yatıya kalmak bir tabu. 
Evler de gönüller de sımsıkı kapalı.


Gençliğin en çok bu yanını özlüyorum. 
Ne güzelliğini, ne diriliğini, ne başıboşluğunu. 
Aynı yazarı, aynı şairi seviyoruz diye kuruluveren 
dostlukları özlüyorum. Birbirimize yazdığımız o uzun, 
o ayrıntılı mektupları özlüyorum. Birbirimizi 
eleştirmeyişimizi özlüyorum. Birbirimizin dedikodusunu 
yapmayışımızı özlüyorum. Sevgili olarak kimseleri 
yakıştırmayışımızı özlüyorum. Arkadaşımı koruyacağım 
diye annemle yaptığım tartışmaları özlüyorum. 
Kavgayı değilse de kavganın altındaki ruhu özlüyorum. 
Dünyaya karşı arkadaşımın koruyucu meleği olmayı özlüyorum. 
Veya öyle olduğumu sanmayı..


Bıraktım oğlumun arkadaşlarını eve istedikleri 
gibi girip çıksınlar. Bıraktım oğlumun arkadaşlarını 
istedikleri gibi buzdolabını talan etsinler. 
Bıraktım oğlumun arkadaşlarını istedikleri gibi 
sevsinler birbirlerini. Tek bir laf etmedim. Oğlumun 
arkadaşı oğlum oldu..


Ellisinden sonra arkadaş yapılamıyor. Kötülükten değil. 
Başka bir şey. Ama neden çözemiyorum..


Şu ana kadar sahip olduğum tüm arkadaşlarımı çok seviyorum...



Yazarı bilinmiyor

Paylaşan: İnci Tun