31 Aralık 2011 Cumartesi

YENİ YIL

Bitmesine saatler kalan yıl da
günlerdir aramayışın da
unutulduğumu sandığım da
umutlarımın kalmadığın da
yeni yılımı kutlayan mesajın da
bir mutlu gün daha oluştu bu yıl da..

Benhur Uçuk

30 Aralık 2011 Cuma

SUÇLU

Suçlu ayağa kalk
suçun ispat edildi
karar verildi...
Ömür boyu 
sevmeyeceksin
seni seviyorum 
demeyeceksin..
Ancak iyi halin 
görülürse, şartlı
af edileceksin..
Sevilsen'de 
ben de seni
demeyeceksin..


Benhur Uçuk







BALIK OLSAM

Bir küçük balık olsam
engin deniz'de değil
şeffaf cam duvarlı
bir akvaryumda...
Mutlu'mu olurdum?
Şeffaf cam duvarlı
hücrem de bir suçlu gibi
kısıtlanmış özgürlüğümle..


Benhur Uçuk

29 Aralık 2011 Perşembe

FİLOZOF



Platon Sokrates'e sorgulanmayan bir yaşamın yaşamaya değer olmadığını söyletmiştir.
Fakat eğer toplumda herkes durmadan inançların dayanaklarını irdeleyen kuşkulu aydınlar olmaya başlarsa, bir şeyler yapma olanağını yitirirler.
Ama, bu tür ön dayanaklar sorgulanmazsa da bu kez toplum kemikleşir, inançlar doğmatikleşir ve düşün yavanlaşır. Rahat sorgulanmayan bir dogma sedirine uzandıklarında toplumlar uykuya dalabilirler.

İmgelemin gelişmesi, AKLIN çalışması, düşün yaşamının gerilememesi ve doğrunun (veya adaletin ya da kendini gerçekleştirmenin) peşinden gitmenin durmaması, varsayımların sorgulanmasına, öndayanakların -hiç olmazsa yeterli derecede- irdelenmesine bağlıdır.

İnsanlar ve düşünüler, babaya başkaldırarak, babayı yok etmeseler bile - babanın inançlarına başkaldırarak ve yeni inançlar geliştirerek ilerlerler.

Gelişme ve ilerleme buna bağlıdır. bu süreç içinde rahatsız edici soruları soranlar ve cevaplarını derin bir şekilde merak edenler en önemli rolü oynamış olurlar.

Genellikle, her toplumda böyle kişilerin sayısı çok azdır. Bu tür etkinliği sistematik olarak ve eleştiriye açık us'sal bir yöntemle yürütenlere Filozof denir..


Alıntı: YENİ DÜŞÜN ADAMLARI   BRYAN MAGGEE

28 Aralık 2011 Çarşamba

ANLATAMADIM

Anlatamadım kendimi dostlarıma
Kimseyi ortak etmedim acılarıma
Sakladım kendimi zindanlarıma

Hüsranla biten mutsuz sevdalarıma..

Benhur Uçuk

25 Aralık 2011 Pazar

DOSTLARIM

Tükenmişlik sarmış benliğimi
Tanıyamıyorum artık kendimi
Anımsayamıyorum geçmişimi

Yitirmişim bütün ümitlerimi
Karanlıkta kalan sevgilerimi
Söyleyemem içimdeki dertlerimi
Dostlarım hatırlasın beklediğimi..


Benhur Uçuk

20 Aralık 2011 Salı

ISLAKTIR HAYATTA... GÖZLERİM GİBİ

ISLAKTIR HAYATTA....

GÖZLERİM GİBİ....,

Doğumla başlamışdır hayatın öyküsü...

Tıpkı bir bebeğin dünyaya gözlerini ilk açışı gibidir..

Hayatın ve evrenin öyküsü gizemli,bilinmezliğinde çekici..

Dahası,canlı ömrünü bağrında barındırmışlığında..

Yorgun mu yorgun..

Üstelik,eskiliğinde destansımı destansıdırda..

Dillere dolanmışdır çağların eskiliğince efsanesi..

Anlatıla anlatıla nasıl ulaşmışsa günümüze..

Varoldukca yaşayanı,anlatanı ve dinleyeni..

Sürüp gidecekdirde onun efsanesi,nesiller boyu..

Bir eski pehlivan tefrikası misali..

Sungudur bu,istemeden ömürlere sunulan...

Kah yürek yakan,kah gıpta ettiren ömür ve tarih öykülerinde yazılmışdır şifreleri..

Çözmeye kalkanı,yorarmı yorar..


Üstelik,onu çözmelere ömürlerin yetmemişliğinde...

Kalır miraslığıyla onun hikayesi,zaman içinde tükenen ömürlere..!

Bakiliğiyle,faniliği barındırmışlığında bünyesinde...

Çoğu kez sararmış bir fotoğraf eskisinde..

Bir masalda yada gizemli bir söylencede deşilir bağrı anı anı dillenmelerde..!

Dağ-taş,ağaçlar,çiçek,börtü-böcek...

Havanın yağmur yüklü ağır kurşuni bulutluluğunda göğü...

Irmağının,okyanusunun,göze göze pınarlarının,sarı-sıcak alevli volkanlarının dile gelip..

Kusmuşluğunda kendini sığmayan öfkesi,sükundaki gözyaşlarıyla..


Velhasıl,insanının ömründeki ıslaklığın ona sinmişliğinde....

Islakdır hayatta,tıpkı gözlerim gibi..

Sanırmısınız kayalar ağlamaz bağrına vuran yağmurun,karın-boranın,kızgın günün içine işlemişliğinde.

O kusar,kah sessiz sessiz,kah çığlığında sel-su olup ıslağını ortalığa..

Bağrından suların fışkırmışlığında..

Atıyla,yunusuyla,ceylanıyla,kurdu-kuşuyla ağlar cümle canlılar..

Farkında olamamışlığımızda,insan olarak çokca zaman..Onların acısına,yürek sızısına ve hayvansılığında ona sinen duygusallığında..!

Günlük hayatın ala-turasında bir an ıskalamışlığımızda..

Hayatın ne kadarda ıslanmışlığını..

Akıtır hayat selini-suyunu,öfkesini,aşkını ıslak ıslak..


İnsan,sözcüklerin yazının gücünü,gizemini keşfedeli beri yazılmışdır onun ömür öyküsü..

Kimisi der,buna alın yazısı..

Kimiside hayat ve kader çizgisi..

Doğarken ağlar insan,çokca...

Büyürken ıslanan gözlerinde tanışır gözyaşıyla ömürler..

Acıda dökülür,elemde iner sicim gibi..

Mutlulukdada ıslatır o yanakları,kah ışıl ışıl,kah pırıl pırıl..

Dert inlettiğinde,aşk söylettiğinde,sevda efkarlandırdığında..

Zulmün karabasan olup,çökmüşlüğünde insan ömürlerine..!

Yürek coşup,gönül taştığındada sergen olur gözyaşı durulukları..

Kanda ağlar gözler,yürekler,gönüller,vicdanlar ve ömürler..

Ölümlerde getirir çoğu kez gözyaşını,hüznün acısını dindirememişliğinde yürekler..

Tıpkı,gözlerim misali ıslakdır hayat..

Hayatı yaşamışlığımda nasıl kurumamışsa gözlerim ve yanaklarım..

Acısında,tatlısında tatmışlığımla hayatı renk renk..

Biçim biçim,çeşit çeşit..

Erguvan gülleri misali onun bana ,benim hayata sarmaş dolaşlığımda..

Hayatı,gözyaşlarımla ıslatmışlığımla..

Hayatta ıslakdır...

Tıpkı,ömrüm,yanaklarım ve gözlerim gibi..!

Tıpkı,ömrüm,yanaklarım ve gözlerim gibi..!


Mualla SEZGÖR YASSIBAŞ

KOŞ ÖĞREN

Koş, öğren gücün yettiğince.
Geliş, açıl, çık tohumluktan.
Yar toprağı, göster kendini.
Çıkar çiçeğini, koklaş doğayla.
Yavaşla, kaldıramazsın bu hızı!
Çek acını, az dolsun içine sızı.
Var artık, kalpteki azmin hırsızı
Vur kurtul, içindeki haylaz arsızı.
Ak şimdi, eğer varsa bir hedefin.
Sık boğazını, derindeki iblisin.
Anla sonunda, istersen
yenilmezsin.
Bil ki, sen her şey ve hiçbir
şeysin.

Esin Hülya Yıldız

Bu günlerde geçmişte eşim, dostum, öğretmenim arkadaşım, yoldaşım, sevgilim olan canları düşünüyorum..



Beni ben yapan ..
verdikleri mutluluk, acı, seviç,
bilgi, sevgi ve emeklerin
katkısıyla demlendiğim,
 acıyı bal eylediğim canları..

 Birlikte paylaştığımız yaşam parçalarını..

Birer birer vedalaşmadayım her biriyle.

Olaylarla bir derdim yok..
onlar yaşanması gerektiği gibi yaşandılar..
ve yerine getirdiler işlevlerini..
Kendimi ve onları affedeli çok oldu..

Bende ki canlardan vazgeçememde saklı
hüznüm...

Onları çok özlüyorum..
paylaştıklarımızdan hep  mutlu anlar kaldı bende..
Acılar bile bal oldular..

Bilmem onlarda kaldım mı?  onların bende kaldıkları kadar
naif..

geçmişteki sevgilerimin hüznüyle demleniyorum şimdi de..

Bu hal nedir? Anlamlandıramıyorum..

Gözümde yaşlar tomurcuklanıyor..
Özlem mi?
Yoksa bir öksüzlük hissi veya 
bir  yabancılaşma duygusu mu? 
Ölecek gibiyim bu gece..

Hep derdim ki insan
yaşamdaki son günüymüş gibi yaşamalı her gününü.. 

Bu gece son gecem... 
vedalaşıyorum geçmişimle
sevdiklerimle.. ölüyorum..

öldürüyorum kendimi yeniden 
yeniden
yeniden doğmak üzere..

yeni sevgilere.. yeni bilgilere.. yeni insanlara..

gebe kalma zamanını kaçırdıysam da kendi kromozomlarımı taşıyan canları
Doğurmaya durdum;
benden ayrı varlık kazandırklarında yaşayacak olanları:
bir romanı,  bir öyküyü..belki de  yeni bir aşkı..

Öyleyse doğum sancıları normal olmalı,
ölecek olduğumu sandığım 
kalp ağrılarımı yaratan..

Bu hüzünün göbek kordonunı kesmeliyim
bir cesaret..
Ki  onlarda kalan beni 
bende kalan beni ve kendimi...

öldürmeliyim..

Zümrüd-ü anka kuşları gibi doğmaya küllerimden..

Halide Melda Kapyalı 
04.12.2011  sa : 03:15

18 Aralık 2011 Pazar

UMUT BEKLENTİSİ

Her yeni gün bir umut beklentisi
Yürekte ki sızıların birikmesi
Çiçeklerin böceklerin sevilmesi
Özlem duygularımın bitmemesi
Tek beklentim gidenlerin gelmesi..

Benhur Uçuk